ANASAYFA SİTEDE ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE SORU SORUN? İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

İranTehlikesi.com

SİTEMİZE ZİYARETLER!

Aktif Ziyaretçi: 11

Toplam Tekil: 20254248
Toplam Çoğul: 27500491
Şii Nuri Maliki Kimdir? - Irak

Şii Nuri Maliki Kimdir? - Irak

Tarih 07 Mayıs 2012, 00:43 Editör Yönetici

İran ve ABD'nin kuklası şii Maliki'yi biraz tanıyalım...

İRAN ANALİZ / Özgeçmişi, düşünce yapısı, mensup olduğu siyasal parti, işlediği eylemler, 2003 sonrası Irak’ta başbakanlık koltuğuna oturtulan Nuri Maliki’yle ilgili kapsamlı dosyasının üçüncü kısmıyla karşınızdayız. Temsil ettiği Dava Partisi, ikinci kez başbakan seçilmesi ve aktörleri, wikileaks ve yerel oluşumların Maliki’ye dair aktardığı bilgiler, Türk Dış Politikasının Tarık Haşimi üzerinden yürüttüğü siyaset, özellikle güncel gelişmeler ışığında Maliki’nin aldığı tavrı doğru, sağlıklı ve ayakları yere basacak şekilde anlamaya yarayacak bilgiler…

DAVA PARTİSİ VE MALİKİ

Dava Partisi Irak’ta bir Şii hareketi olarak doğdu, Baas Rejimine karşı muhalefet sergiledi tıpkı diğer tüm oluşumlar gibi. 70’lerde Şiiler nezdinde kamuoyu desteği buldu. Partinin iddiasına göre Saddam döneminde tasfiye sürecinde parti mensupları, akrabaları vs 200.000 kişi öldürüldü. Bu sebepten olsa gerek şahsi kin ve öfke taşıdığı yakınları tarafından dile getirilen Maliki bizzat kendisi de dahil olmak üzere suçlu, suçsuz  bu rakamın dört-beş katı Iraklıyı Baasçı, Saddamcı, Tekfirci, Vahhabi, Nasibi, Kaideci ve terörist gibi yaftalarla öldürdü.  Yine yüz binlerce Iraklı benzer ithamlarla şu an işkence, tecavüz ve son derece korkunç şartlarda Maliki hükümetine, partilere ve milis gruplara ait gizli ve açık cezaevlerinde somut bir delil ve suçlama olmaksızın mahkum olarak tutulmaya devam ediyor.

Foto: Şii dini motifleriyle süslenmiş, içinde Şii literatürü ve kitaplarının yer aldığı, siyasi bir partiden ziyade mezhepçi bir dini örgüt sitesine benzeyen İslami Dava Partisi resmi internet sitesinin fotosu.

Maliki Ekim 1979 tarihinde Saddam’ın polisleri tarafından aranınca kaçtı, çoğu vaktini suikast timleriyle beraber güney Irak’ta veya kuzey Kürdistan dağlarında geçirdi. Bu yıllarda akrabalarını korumak için şu müstear isimleri kullanıyordu: İran’da es Seyyid Muhsini ve Suriye’de iken “Cevad Maliki”

İran-Irak savaşında Maliki de tıpkı diğer Şii parti mensupları gibi İran saflarında Irak ordusuna karşı savaştı. Sonrasında İran onlara güney Koreli bir petrol şirketinin İran’da terkettiği bir yeri yaşamaları için kamp olarak tahsis etti. Burası Ahvaz şehrinden yaklaşık 13 mil ötede yer almaktaydı. Sınıra en yakın olan bir Arap bölgesiydi. Böylece Irak’a yönelik saldırıların buradan düzenlenmesi hedeflenmişti. Grup yeni evinin ismini Dava Partisi kurucusu din adamı ve Saddam’ın saldırılarına maruz kalan Muhammed Bakır Sadr olarak koydu. Binlerce militan burada sıkı eğitime tabi tutuldular. Dini ve siyasi günlük eğitimden geçtiler. Öyle ki kamp bir dini merkez halini aldı. Dava Partisi muhtelif dini liderliği olmasına rağmen yeni İslam Devriminde İranlılara katıldılar. Kampta yaşayan Cafer Sadık el Düceyli Molla gündüzün ortasında birçok militanı çağırarak şu sloganları atmalarını istedi: “Her Zaman Dinin Zaferi, Sadr Çok Yaşa. Maliki düzenli olarak siyasete dair ders halkları düzenliyordu. Bunlar arasında doktorlar da vardı.

Maliki kamptayken Saddam bu kampı bombalayacağı tehdidinde bulunur, bunun üzerine burasdan ayrılmalar olur. O sırada Maliki’nin karısı hamiledir, çocuğu olmak üzeredir, hastanede bombalama tehdidi nedeniyle boşaltılmıştır. İranlılar da kendilerine ilgi göstermezler.

Kaynaklar tarihinde ihtilafa düşselerde resmi özgeçmişinde 1990 olarak belirtilen zaman diliminde Maliki İran’dan Suriye’ye geçer. Arkadaşlarının ifadelerine göre Farsça’yı İngilizce’den daha kötü konuşmaktaydı.

İşgal altındaki Irak’a bölge ülkelerinden ziyarete giden önemli bir isim vardı: Mahmut Ahmedinecat. Iraklı diplomatik kaynaklar Amerikalıların ziyareti sabote etmek istediklerini; ancak sonrasında işi kolaylaştırarak Bağdat havalimanından Yeşil Bölge’ye gelişine yardımcı olduklarını aktarıyor.

İran’ın Irak ile ticaret hacmi yıllık 5 milyar dolarla birinci olan Türkiye’den sonra 4 milyar dolar ile ikinci sırada.

Irak’ın güvenliği ve dış ilişkilerin geliştirilmesi

İKİNCİ KEZ BAŞBAKAN YAPILAN MALİKİ VE MOSSAD

Nuri Maliki iki laik Kürt partisinin desteği ile ikinci kez başbakanlık koltuğuna oturdu.

Mesud Barzani ile görüşmek için Erbil’e ulaşan Maliki basın toplantısının ardından iki Kürt partisiyle Anayasa’daki 140. Maddenin ihlali anlamına gelen Kerkük şehriyle ilgili görüştü. Görüşmede Amerikalıların yanı sıra İsrailli yetkililer de vardı. Güvenilir kaynakların bildirdiğine göre Nuri Maliki’nin İsrailliler ile sohbeti özel uçakta devam etti ve saat 23.00 sularında uçak İsrail’e giderek geç saatlerde geri döndü.

Bilindiği üzere İsrail, Irak’ın işgalinde en başat rolü oynayan ve işgal sonrasında MOSSAD aracılığıyla Wikileaks sitesinin de açığa çıkardığı gibi İran istihbaratıyla birlikte yüzlerce Iraklı akademisyeni, ilim adamını ve İslam alimini katletti. İran istihbaratı daha çok eski Irak ordusundaki komutanları, pilotları ve Baas Partisi liderlerini hedef almaktaydı. Elbette direk İran’da yetişen Bedir Tugayları gibi Şii terörist milis örgütler Sünni kökenli binlerce cami imamını, hatibini, vaizi ve din adamını katletti. Bunların başında Türkiye kamuoyunda çok iyi tanınan Prof. Dr. İsam el Ravi de yer almaktaydı. Şehit el Ravi’nin başını çektiği Iraklı Akademisyenler Birliği’nin tespit ettiği işgalin ilk üç yılında 350’nin üzerinde neredeyse tamamı Sünni kökenli olan bilim adamı, nükleer fizikli ve önde gelen şahsiyet öldürülmüştü. MOSSAD operasyonlarını Kerkük şehrine konuşlandırdığı ajanları ile yapmaktaydı.

Nuri Maliki göreve geldiğinden beri İsrail ile ilişkilerini başbakanlık müdürü Tarık Necim aracılığıyla yürütmekteydi. Bu görüşmeler aracılığıyla MOSSAD’ın nüfuzu ve operasyon sahası genişledi. Dahası Maliki, İsrailli ve diğer yabancı şirketlerle ilişkileri yasaklayan kararı kaldırdı. Buna binaen farklı isim ve oluşumlar altında hali hazırda 450 civarında Yahudi şirketi Irak topraklarında faaliyet göstermekte, toprak satın almaktadır. Özellikle de güney ve orta kesimlerde.  El Kifl ve el Aziz şehirlerindeki İsrail faaliyetlerine yönelik fanatik Şii Mukteda Sadr müntesiplerinin varlığına rağmen herhangi bir engelleme olmamış. Yine Babil Dini Üniversitesi aracılığıyla Babil’de MOSSAD faaliyet yürütmekte, burada Yahudi kültürüyle ilgili tarihsel eser kaçakçılığı yapmaktadır. Bu konuda Necef’teki Farisi Dini Merciiyyetler ile işbirliği yapılmaktadır.  İran istihbaratının da yer aldığı tarihi eser hırsızlığı Nuri Maliki ile Kültür ve Turizm Bakanının bilgisi dahilinde yürütülmektedir.

Dahası Maliki’nin mensup olduğu aşiret ile ilgili enteresan bir iddia yer almaktadır. Beni Malik el Arabiyye aşiretinden değil aksine Beni Kurayza Yahudilerinin kökeninden gelen el Kerezaat adlı bir aşiretten olduğu söylenmektedir. Bu aşiret ise daha öncesinde el Kifl adlı nahiyede yaşamakta olup sonrasında Maliki’nin el Kerazat’tan dedeleri Turic kazasından Celcele köyüne taşınmışlardır. Bu köyde ise Yahudiler yaşamaktaydı. Bu olayın yani Maliki aşiretinin kökeninin özellikle Kerbela aşiretlerince gayet iyi bilindiği dile getirilmektedir.

WIKILEAKS BELGELERİNDE MALİKİ VE FAALİYETLERİ

Wikileaks’nin yayımladığı belgelere göre ölüm ve işkence tugaylarını yönetti, gizli savaşın bir parçası olarak milislerin silahlandırılmasında İran’ın rolünü önemsemedi.

Nuri Maliki’ye bağlı özel birlikler politik nüfuz sahibi tehlikeli kişiler olarak düşündüğü Sünni kökenleri insanları tutukladı, bunlara karşı vahşi işkenceler işledi.

Örneğin Ekim 2006 tarihinde Irak ordusu asker üniformalı 17 kişiyi tutukladı. Bunların arasındaki bir yüzbaşı kendisinin Nuri Maliki için çalışan birlikten olduğunu söyledi.

Eski bakan Ali Allavi, direk Nuri Maliki’den emir alan tutuklama kararı yürüten birliklerin olduğunu söyledi.

Çoğu Sünni ve Baasçı olduğu iddia edilen beş üst düzey polis generali Maliki tarafından görevden alındı. Görevden alınmasının yanı sıra Baasçı olduğu iddiasıyla binlerce insan tutuklandı, kaçırıldı, işkenceye maruz kaldı veyahut öldürüldü.

Ziyad el Şeyh adlı üst düzey Sünni bir yetkili El Cezire’ye kendisinin ülkeyi terketmesi yönünde direk tehdit aldığını söyledi.

Maliki siyasi muhaliflerden kurtulmak için onlar tehlikeli bölgelere hareket ettiğinde polis korumasından onları mahrum bırakmaktaydı. Örneğin 2009 yılında Maliki Kürtler ile Ninova’da anlaşmazlığa düştüğünde bir anlaşmazlık bölgesini ziyaret etme kararı aldı.

Dokuz aylık bir sürenin ardından kurulan sözde yeni hükümet halen kendi içinde ciddi çatlakları ve soru işaretlerini barındırıyor. Hükümet ne kerhen destek veren siyasi partilerin ve ne de onlara oy veren halk kitlelerinin istediklerini yansıtmaktan son derece uzak. Aksine ittifak edilen hükümet bölünmüş yetkilere ve telafi edilmeye dayanan kırılgan bir yapı taşıyor. Mezhep ve ırk temelli olarak inşa edilen siyasi sistemin Irak’ın birlik ve beraberliğini yansıttığını söylemek imkansız. Örneğin yeniden başbakan seçilen Nuri Maliki’nin genel sekreterliğini yaptığı Dava Partisi’nin lider kadrosu, milletvekilleri ve müntesipleri tamamen Şiilerden oluşuyor! Kendisine bağlı ölüm tugayları, askeri tugaylar ve güvenlik güçleri mensupları da aynı şekilde.

Siyasi yapıyı normal şartlarda diğer ülkelerdeki gibi bir sistem şeklinde işlediğini zanneden ve buna göre hareket edenler ciddi yanılgı içerisinde. Zira gözden uzak tutulmak istenilen ve ne yapılırsa yapılsın değiştirilmesine imkan tanınmayan hizipçi ve mezhepçi bir sistem olarak tasarlandı siyasi sistem Amerikan işgal idaresince.

Celal Talabani’nin yeniden cumhurbaşkanı ve Maliki’nin de yeniden başbakan seçilerek eski hükümetin küçük imaj değişikliği ile onaylanması eski durumun onaylandığı anlamına geliyor. Elbette Talabani bir önceki dönem olduğu gibi veto hakkını haiz cumhurbaşkanı olmayıp sadece törenlere devleti temsilen katılacak bir konumda.

Öte yandan Amerikan başkan yardımcısı Joseph Biden’in önerisine yaslanan imtiyazları ve görevleri dahi tanımlanmamış olan Stratejik Politikalar Konseyi diye bir kurum kuruldu. Ki Biden’ın Irak’ın Şii, Sünni ve Kürt olmak üzere üç bölgeye ayrılmasını şiddetle destekleyen ve dayatan bir isim olduğunu not etmek gerekiyor. Bu konsey başkanlığına   İyad Allavi başkanlık edecek. Kendisi düşük katılımlı seçimlerde en fazla milletvekili alan Irak Listesi’nin başı olmasına rağmen hükümet kurma görevi verilmedi. Yine istediği bakanlıklar ve makamlara da ulaşamadı.

MALİKİ EŞİTTİR MALİ, İDARİ YOLSUZLUK, ADAM KAYIRMA  VE MEZHEPÇİLİK

Wikileaks sitesinde yayımlanan belgeler on binlerce sivilin işgal güçlerince katledildiğini ve Irak cezaevlerindeki mahkumlara yönelik işkence ve cinsel tacizlerin üstünün örtüldüğünü ifşa etti.  Bununla ilgili olarak, Irak Müslüman Alimler Heyeti (HEYET) yetkilileri açıklamasında Birleşmiş Milletler ve Güvenlik Konseyine 2003’ten bu yana Irak’ta işlenen savaş suçlarını yargılamak için uluslararası bir mahkeme kurmaya çağrısında bulundu.

HEYET Basın ve Enformasyon Birimi Başkanı Dr. Müsenna ed Dari, el Cezire kanalına yaptığı açıklamasında Iraklılara karşı Amerikan işgal güçlerinin işlediği suçlar…Uluslararası kamuoyunu bu suçları soruşturacak mahkemeler oluşturmamak ve fonksiyonlarını icra etmemekle itham etti.

Belgeler Nuri Maliki’nin kendi komutasındaki bir milis gruba liderlik yaptığını, bunların direk olarak Sünnilerin tutuklanmasında yer aldığı ve kendisine tehdit unsuru olanlara karşı şiddet uygulattığına yer veriliyor.

27 Haziran 2010 tarihinde Basra eyaletinden bir milletvekili Maliki hükümetine bağlı devlet kurumlarının çoğunda yaşananların ihmal ve kötü muamele olduğunu söyledi.

Eski hükümetin yenilendiği ve eski başbakanın başa getirildiği Irak’ta Nuri Maliki’nin bağımsız kuruluşların, şahsiyetlerin ve medya mensuplarının gözlemlerine göre yaptıkları şunlar:

29 Ekim 2010 tarihinde Uluslararası Şeffaflık Örgütü Irak’ın dünyadaki yolsuzluk sıralamasında 178 ülke arasından 175. Sırada yer aldığını söyledi.  Bunların başında Afganistan, Myanmar ve Somali geliyor, sonrasında Irak…

Mercur Foreign Policy dergisi, Forbers ve KCCSP dergilerine göre dünyada yaşam standartlarının en düşüğü açısından Bağdat başta geliyor. Mart 2010 tarihine göre. Yine iç istikrarsızlığa bağlı şehirdeki kişisel güvenlik, suç işlenme oranları, kanunların uygulanması ve diğer ülkelerle ilişkiler en düşük seviyede.

28 Aralık 2010 tarihinde hükümete bağlı şeffaflık kurumu başkanı savcı Rahim el Ukayli’nin sözünden hükümete bağlı devlet kurum ve kuruluşlarındaki mali yolsuzluğun bu yıl içerisinde milyar doları geçtiğini aktardı. Mali ve idari yolsuzluğun ülkedeki halk ve siyasi kesimlerce itiraf edilen ciddi bir sorun olduğunu söyledi.

Irak seçimlerin ardından sekiz ay geçmesine rağmen hükümeti olmayan en uzun süreli devlet olarak tarihe geçti. Partiler hükümette makam kampa peşinde iken hepsi kendisinin hükümetin oluşturulmasında yegane hak sahibi olduğunu iddia etti.

Irak birinci, ikinci ve üçüncü dereceli devlet görevlilerinin en fazla olduğu ülke olup bunlar Irak vatandaşlığı dışında başka vatandaşlık da taşımaktadırlar. Bu sorumluların içinde çok sayıda kişi başka ülkelerin ordularında hizmet eden ve halen o ülke ordularının askeri ünvanlarını taşıyan insanlar.

Irak dünyada bütçesinde elektriğe milyar dolar harcayan ancak buna rağmen Yeşil Bölge dışında Irak’ta herhangi bir yerde bunun etkisi görülmüyor. Yine milyarlarca dolar suya harcanmasına rağmen kimse temiz (içecek) su bulamıyor.

Irak dünyada en geniş petrol yataklarına sahip olmasına rağmen herhangi bir petrol ürününe ulaşmak vatandaşlar açısından bir mucize olarak düşünülüyor.

İçinde bir şeylerin kaybolduğu Bermuda Üçgeni’nden sonra yeni karşılaştırmaları rakamlara göre Irak’ta binlerce vatandaş kayıp, haklarında hiçbir bilgi yok ve izlerine rastlanmıyor. Yine devlet hazinesinden milyarca dolar kayıp ve kimse nerede olduğunu bilmiyor.

Irak dünyada yetişmiş, uzman ve profesyonel insanları dünyanın her yerine göçmen olarak gönderen ülkeler arasında ilk sırada yer alıyor. Öyle ki ülkede kalan küçük bir kesim de gece ve gündüz nasıl hicret edebileceğini düşünüyor.

Irak pasaportu dünyada en az değere sahip olan, taşıyanı açısından yer yüzündeki tüm havalimanlarında özellikle Arap ülkelerinde en düşük muamele ve ilgiyi görmesi anlamına geliyor.

Irak dünyada devlet yetkililerinin en yüksek maaş aldığı ülkelerin başında geliyor. Öyle ki bazı yetkililerin aldığı maaş Amerikan başkanın bir sene boyunca aldığı maaşı bile geçiyor.

Tarımsal olarak en önde gelen Irak şimdi diğer ülkelerden tüm tarımsal ürünleri ithal eden bir ülke.

Irak dünyada azınlık bir ırkın dilini resmen kabul eden tek ülkedir. Öyle ki bu topluluk Arapça resmi dili kabul etmemekte ve kendi bölgesinde öğretilmesine izin dahi vermemektedir.

TÜRKİYE’NİN IRAK POLİTİKASI VE HAŞİMİ

Bu arada Türkiye Hükümeti’nin ve özellikle Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun desteklediği Tarık Haşimi de saf dışı edildi. Bir önceki mecliste çok sınırlı gücü olan Tevafuk Cephesi’nden sonrasında da Irak İslam Partisi’nden ayrılan Haşimi’nin sahada neredeyse tabanı ve gücü yok gibi. 2005-2010 tarihleri arasındaki yapının veto hakkı verdiği Cumhurbaşkanı eski yardımcılığı görevi de bu dönem kalkmış oldu. Veto hakkını sonucu pek de değiştiremeyecek; ancak Türkiye veya bazı Arap ülkelerinin takdirini kazanacak konularda mahirce kullanan Tarık Haşimi şu an basit ve etkisiz bir milletvekili olarak bulunuyor.

Öncesinde Irak’ta diğer Sünni gruplarla paralel ancak abartılacak kadar gücü olmayan İhvanul Müslimin (Müslüman Kardeşler) siyasi kanadında yer ayrılan; ancak sonrasında yolları ayrılan Haşimi’nin halen Türkiye Hükümeti ve özellikle Prof. Dr. Davutoğlu tarafından Sünnilerin siyasi mercisi gibi kabul ve destek görmesi Irak’taki işgal karşıtı siyasi, dini, sosyal ve direniş oluşumcularınca şaşkınlıkla karşılanıyor.

Bu görüşü reddedip çeşitli kazanımlara işaret eden hükümete Irak içindeki işgal karşıtı silahlı, siyasi, dini ve sosyal grupların cevabı şöyle: “Türkiye Hükümeti çerçevesini, oyuncularını, araçlarını ve sonuçlarını Amerikan idaresinin belirlediği siyasi süreci desteklemekle en önemli hatayı yaptığının farkında değil; dahası bunu küçük bir zararla atlatma imkanları olmasına rağmen en küçük ve etkisiz aktörler üzerinden halen ısrarla süreci desteklemeye çalışmanın stratejik bir hata olduğunu da görmelidir.” (İran Analiz Notu: Grubumuz bu dosyayı ikinci işgal hükümetinin kurulması esnasında hazırlamaktaydı; onun için Haşimiyle ilgili mevcut gelişmere değinilmemiştir. Ancak yazdıklarımız ve belirtilenlerin bu bilgileri ne kadar teyid ettiği acı da olsa ortaya çıkmıştır.)

Görevi süresince yüzbinlerce insan kendisine bağlı güvenlik güçleri, desteklediği ölüm tugayları ve diğer bölücü Şii milis grupların faaliyetleri neticesinde hayatını kaybetti. Yüz binlerce masum Iraklı vatandaş işgal karşıtı veya Sünni oldukları, muhalefet yürüttükleri, Baasçı oldukları gibi çeşitli gerekçelerle tutuklanarak Maliki hükümetine ve Şii partilere bağlı gizli veya açık cezaevlerine gönderildi. Halen günlük olarak Irak’ın özellikle direnişin yoğun olduğu yerler başta olmak üzere hemen her bölgesinde insanlar hükümet güçlerince tutuklanmaya devam ediyor.

Maliki döneminde idari ve mali yolsuzluk zirve noktasına çıktı. Parti ve mezhep mensubiyeti taşıyan onbinlerce insan Maliki döneminde  lise, üniversite, yüksek lisans, doktora  ve uzmanlık gibi alanlarda sahte diplomalar, belgeler ve sertifikalar aldı. Bunları Şeffaflık Komisyonun tespit edip hukuk kurumlarına aktarılmasına rağmen görevlerine devam ettiler. Bu ayın başlarında Maliki, çoğunluğu kendisi ve diğer Şii partilere, oluşumlara mensup bu sahte belgelerle görev yapanların işe devam etmesi için “sahtekarlığın affedilmesine” matuf bir yasa tasarısı geçmeyi düşünüyor.

Bu haber 7719 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit


İŞTE BUDUR HUMEYNİ DEDİĞİNİZ !! TIKLA VE OKU!


Humeyni Bir Fransız Uçağı ile geldi darbe yapmaya.. İşte o gün bugündür Şii yayılmacılığı adına Amerika'dan tüm desteği almıştı. Afganistan'ın ve Irak'ın işgali olmak üzere Bahreyn'den Yemen‘deki şii ayaklanmalarına ABD desteğini göz ardı etmek mümkün değil. Pakistan'da artan şii yayılmacılığı Pakistan hükümetini de etkisi altına almış durumda, öyle ki Şuan Taliban onlar için düşman konumda. Türkiye sırada ……..!!! Tarihinde hiçbir zaman kafir bir ülkeyle savaşmamış, aksine hep Müslüman ülkelerle savaşmıştır.. En son Irak İran savaşı buna örnektir... İslam'ın içinde ki Truva atı şii İran...


Dr. İhsan Şenocak'tan "Şia Nedir, Ne Değildir?" başlıklı bir video. !!!! İzlemeden Geçmeyin !!


İran Gerçeklerini Bu Videoda Gerçek Veriler Eşliğinde Daha Net Anlayacaksınız..



Şİİ İRAN VE SAPKIN YÖNÜ!

"ŞİİLER, EHLİ SÜNNET'İ KÜFÜRLE İTHAM ETMELERİ VE SAHİH HADİSLERİ REDDETMELERİ SEBEBİYLE HER İKİ YÖNDEN KÜFRE DÜŞMÜŞLERDİR." (İMAM-I GAZALİ Rah.)



1 Şî'â'ya Reddiye




İran Analiz

İran'a Umumî Bir Bakış; Devrimden Sonra…

İran'a Umumî Bir Bakış; Devrimden Sonra… İran'a Umumî Bir Bakış; Devrimden Sonra…

Amerika ve İran gerilimi, yeni oyun!

Amerika ve İran gerilimi, yeni oyun! Hep bilindik bir senaryoyu yeniden oynuyorlar..

(c) 2014 - Bu web sitemizle biz kesinlikle bir inanca saldırı yapmıyoruz. Bu tamamen inandığımız değerlere, inanca saldıran bir zihniyeti deşifre ve bilgilendirme amacıyla, kaynak ve yorumlara dayalı özgür ifadenin savunulduğu bir web sitesidir. Olmamasını düşündüğünüz sayfa ve nedenlerini bize göndermeniz halinde, değerlendirip gerekli işlemi yapacağımızda buradan bildiririz. Kaynak göstermek şartıyla alıntılar yapılabilinir!
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Alt Yapı: MyDesign - Dizayn ve Hosting: Ri-Mer Bilişim